Yeşil Çelik Zirvesi’nde çelik sanayisinin düşük karbonlu üretime geçiş süreci ele alındı. TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Türkiye’nin hurdaya dayalı üretim yapısı, düşük emisyonlu teknoloji yatırımları ve Avrupa ile ticari konumu sayesinde yeşil çelik dönüşümünde önemli bir avantaja sahip olduğunu söyledi.
Çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçiş sürecini odağına alan 3. Yeşil Çelik Zirvesi – Green Steel Summit 2026, SteelData organizasyonu ve Tosyalı Holding ana sponsorluğunda İstanbul’da gerçekleştirildi. Zirvede çelik sanayisinin karbonsuzlaşma yolculuğu; küresel rekabet, sınırda karbon düzenlemeleri, emisyon yönetimi, döngüsel ekonomi ve yeni ticaret dinamikleri çerçevesinde ele alındı.
Etkinlik, çelik sanayi ile enerji, teknoloji, finans, sürdürülebilirlik ve kamu temsilcilerini aynı platformda buluşturdu. Yaklaşık 250 üst düzey yönetici ve uzmanın katıldığı zirvede, yeşil dönüşümün yalnızca çevresel bir gündem değil, aynı zamanda sanayinin rekabet gücünü belirleyen temel başlıklardan biri haline geldiği vurgulandı.
“Çelik sektöründe rekabetin kuralları yeniden yazılıyor”
Zirve kapsamında değerlendirmelerde bulunan TÇÜD ve Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, çelik sektörünün küresel ölçekte yapısal bir dönüşümden geçtiğine dikkat çekti. Tosyalı, arz-talep dengesindeki bozulma, atıl kapasite, ticaret politikaları, anti-damping önlemleri ve karbon regülasyonlarının sektörün rekabet koşullarını yeniden şekillendirdiğini belirtti.
Tosyalı, artık yalnızca üretmenin ve büyümenin yeterli olmadığını vurgulayarak, çelik sektöründe maliyet avantajının tek başına belirleyici olmaktan çıktığını ifade etti. Karbon emisyonlarının, çeliğin maliyet yapısında giderek daha belirleyici hale geldiğini söyleyen Tosyalı, çelik sektörünün tüm dünyada stratejik bir alan olarak yeniden konumlandığını kaydetti.
“Türkiye yeşil çelikte önemli bir avantaja sahip”
Türkiye’nin yeşil çelik dönüşümünde güçlü bir konumda bulunduğunu belirten Tosyalı, Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamında Türkiye’nin kritik tedarikçilerden biri olduğuna dikkat çekti.
Tosyalı, Türkiye’nin AB’ye ton bazında en çok ihracat gerçekleştiren dördüncü ülke olduğunu, SKDM kapsamındaki ithalatta ise toplam ihracat bedeli üzerinden Ukrayna’nın ardından ikinci sırada yer aldığını aktardı. Demir-çelik sektöründe gerçek veri kullanım oranının yüzde 82 seviyesinde olduğunu belirten Tosyalı, 1000 ton üzerindeki ihracatlarda bu oranın yüzde 90’ın üzerine çıktığını ifade etti.
Türkiye’nin hurdaya dayalı üretim yapısı ve düşük emisyonlu teknolojilere yönelik yatırımlarının, ülkeyi yeşil çelik üretiminde güçlü bir konuma taşıdığını söyleyen Tosyalı, Avrupa ile dengeli ticaret yapısı, lojistik avantaj ve stratejik rolün doğru anlatılması halinde Türkiye’nin yalnızca uyum sağlayan değil, Avrupa’nın yeşil çelik üretiminde kritik bir çözüm ortağı haline gelebileceğini dile getirdi.
Karbonsuzlaşma rekabetin temel belirleyicisi haline geldi
Zirvede konuşan Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü Dr. Edwin Basson da çelik sektörünün iklim değişikliği, teknolojik dönüşüm, sosyoekonomik değişimler ve jeopolitik kırılmaların kesişim noktasında bulunduğunu söyledi.
Basson, çelik sektöründeki dönüşümün yalnızca üretim süreçlerini değil; tedarik zincirlerini, enerji sistemlerini, ticaret akışlarını ve şehirlerin geleceğini de yeniden şekillendirdiğini belirtti. Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar ton seviyesinde olan çelik kullanımının önümüzdeki 25 yılda 2,2 ila 2,4 milyar tona ulaşmasının beklendiğini ifade eden Basson, talebin gelişmiş ekonomilerden gelişmekte olan ülkelere doğru kaydığına dikkat çekti.
Basson’a göre Türkiye, stratejik konumu, sanayi altyapısı ve üretim gücüyle bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olma potansiyeline sahip. Karbon azaltımının artık çelik sektörü için yalnızca çevresel bir hedef değil, rekabetçilik ve gelecekteki büyümenin temel belirleyicilerinden biri haline geldiğini belirten Basson, elektrifikasyon, hurda kullanımının artırılması, hidrojen bazlı üretim teknolojileri ve karbon yakalama çözümlerinin sektörün dönüşümünde öne çıktığını ifade etti.
Zirvede ayrıca CBAM ve ETS uygulamaları, ticaret yönetimi, maliyetler, tedarik zinciri, sıfır net emisyon hedefi ve yeni dönemde küresel çelik ticaretinin dinamikleri farklı oturumlarda değerlendirildi. Etkinlik, çelik sektörünün düşük karbonlu üretime geçişinde kamu, özel sektör, finans, enerji ve teknoloji paydaşları arasındaki iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.
Karbonsuzlaşma rekabetin temel belirleyicisi haline geldi