2025’te devreye alınan 2.141 MW’lık yeni kapasiteyle Türkiye’nin rüzgar kurulu gücü 16 GW sınırına dayanırken, sektör yalnızca büyümüyor; sanayi, teknoloji ve politika boyutunda yeni bir evreye geçiyor.
Rüzgar enerjisi sektöründe faaliyet gösteren köklü ve güçlü şirketler ile buna paralel olarak profesyonel bir insan kaynağına sahip olan Türkiye, bu alandaki başarılarına her yıl yenilerini ekliyor. Sektörle eş güdümlü hareket eden kamu politikaları da bu başarıyı beslemeye devam ediyor. Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği (TÜREB) tarafından hazırlanarak geçtiğimiz günlerde kamuoyu ile paylaşılan Türkiye Rüzgar Enerjisi İstatistik Raporu, 2025’in sektörde tarihi bir yıl olduğunu ortaya koyuyor: Sadece bir yıl içinde devreye alınan 2.141,55 MW’lık yeni kurulumla toplam kurulu güç 15.934,05 MW’a yükseldi. Bu, bir önceki yıla göre yüzde 15,53’lük büyüme demek. Rüzgarın elektrik üretimindeki payı ise yüzde 12,18’e ulaştı; Haziran ayında üretim içindeki pay zirve yaptı.
Bu rakamlar tek başına oldukça güçlü; ancak asıl anlamını hızlı büyümeden stratejik derinliğe ulaştığı son 10 yılın seyrine baktığımızda kazanıyor.
Türkiye’nin rüzgar kurulu gücü 2015’te yaklaşık 4,7 GW seviyesindeydi. 10 yıl içinde 3 kattan fazla artarak 2026 başında 16 GW sınırına dayandı. Bir tık daha geriye gidildiğinde ise 2014’te yaklaşık 3 GW’lık bir kapasiteden söz ediyorduk. 5 katlık bir büyüme kolay rastlanan bir tablo değil.
Bununla beraber güçlü büyümeyi yalnızca MW üzerinden okumak oldukça eksik olur. Özellikle YEKA modeliyle birlikte büyüyen ölçek, rekabeti artırdı, yerli sanayi entegrasyonuna güç kazandırdı. Rüzgar, sadece yeni türbinlerin kurulduğu bir alan olmaktan çıkarak, üretim zinciri oluşan bir sektöre dönüştü. Bugün kulede, kanatta, bağlantı ekipmanlarında artan yerli katkı oranları; jeneratör ve nasel üretimindeki ilerleme, rüzgarın bir sanayi politikasına dönüştüğünü gösteriyor.
Günümüzde Türkiye için yalnızca elektrik üretmeyen rüzgar enerjisi sektörü; teknoloji, istihdam ve ihracat potansiyeli anlamına geliyor.
Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği’nin hazırladığı detaylı rapor, bu büyümenin Türkiye’deki bölgesel dağılımla birlikte haritasını da ortaya koyuyor.
Marmara Bölgesi 6.968,6 MW ile liderliğini sürdürüyor. Onu 4.495,7 MW ile Ege izliyor. İç Anadolu, Akdeniz, Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ise daha sınırlı fakat istikrarlı bir büyüme sergiliyor.
İller bazında tablo Batı Anadolu’nun ağırlığını açık biçimde gösteriyor.
İzmir 2.307 MW
Çanakkale 1.556 MW
Balıkesir 1.552 MW
İstanbul 953 MW
Manisa 779 MW
Türkiye’nin rüzgar atlası Batı Anadolu’da yoğunlaşsa da rüzgar artık sadece Türkiye’nin kıyı kesiminin değil, ulusal ölçeğin bir enerjisi haline geliyor.
Bu başarının temelinde ise, yazının başında da belirttiğim gibi köklü ve güçlü markalar ile Türkiye’nin rüzgar enerjisindeki profesyonel insan kaynağı yer alıyor.
TÜREB raporunda yer alan verilere göre işletmedeki santraller kurulu güç açısından ele alındığında 1.035,50 MW ile lider Enerjisa Üretim’i sırasıyla; 773,35 MW ile Borusan EnBW Enerji, 771,76 MW ile Polat Enerji, 732,60 MW ile Eksim Enerji, 702,25 MW ile GÜRİŞ takip ediyor.
Sektörün itici güçlerinin başında gelen türbin üreticileri kurulu güç açısından ele alındığında ise, %34 ile Nordex ve %24 ile Enercon başı çekiyor.
Sektörün 2025’teki en önemli kazanımı Süper İzin Kanunu
Büyüme hızını ivmelendirmek isteyen Türkiye rüzgar enerjisi sektörü, endüstrinin özel ve kamu tarafındaki iş birliği çalışmalarıyla çok önemli bir kazanımı 2025 yılında elde ediyor. Rüzgar enerjisi başta olmak üzere büyük ölçekli yenilenebilir enerji yatırımlarında izin, imar, kamulaştırma ve çevresel değerlendirme süreçlerinin tek bir koordinasyon çerçevesi altında yürütülmesini amaçlayan Süper İzin Kanunu ile 48 aya kadar uzayabilen izin süreçlerinin ortalama 18 aya indirilmesi planlanıyor. İzin süreçlerini sadeleştiren bu kanun, her şeyin tek bir kurum tarafından yürütülmesine imkan tanıyor.
Küresel ölçekte sektörün en önemli sıkıntılarından biri olan bu problem, Türkiye rüzgar enerjisi sektörünün iş birliği içinde çalışarak ortaya koyduğu yeni modelle tarih olmaya oldukça yakın… Eğer bu sadeleşme sahada karşılık bulursa, büyümenin hızı yeni bir evreye ulaşacak!
2025, “Olgunlaşma ve nitelikli büyüme yılı”
Raporu hazırlayan isimlerden biri Türkiye Rüzgar Enerjisi Birliği İş Geliştirme Uzmanı Kıral Ataç, raporda 2025’i “olgunlaşma ve nitelikli büyüme yılı” olarak nitelendiriyor. Yıl içerisinde düzenlenen YEKA RES-2025 yarışmaları ele alındığında 1.150 MW’lık kapasite tahsisi için 30 şirketin sunduğu 75 teklif, canlı rekabet ve ilgi açısından bu nitelendirmenin ne kadar yerin olduğunu ortaya koyuyor.
2035’e kadar 120 GW hedefi
Türkiye’nin enerji vizyonunda rüzgar ve güneş enerjisi ana taşıyıcılar konumunda. Halihazırda 40 GW’ı aşan toplam rüzgar ve güneş kurulu gücünün, 2035 yılına kadar 120 GW’a çıkarılması hedefleniyor. Rüzgar enerjisinde hedef 5 GW’ı deniz üstü olmak üzere 48 GW seviyesine ulaşmak. Bu hedefin de yaklaşık 80 milyar dolarlık yatırım hacmi yaratması bekleniyor.
Sektörün bugün ulaştığı kabiliyetler açısından rüzgar enerjisindeki hızını kanıtlayan Türkiye, sıradaki adımlarını bu hızı sürdürülebilir bir stratejiye dönüştürmek için atıyor…