Kıta Logistics, yurt içi konteyner taşımacılığında özmal araç ve ekipman yatırımı devreye alırken, karbon ayak izi ve sera gazı emisyonlarının ölçümünü dijital altyapıya taşıdı.
Kıta Logistics, yaklaşık 600 milyon TL büyüklüğündeki Yeşil Lojistik ve Dijital Dönüşüm yatırımı kapsamında yurt içi konteyner taşımacılığı ve karbon yönetimi tarafında yeni adımlar attı.
Şirket, artan deniz taşımacılığı hacmine paralel olarak ihracat konteynerlerinin limana sevki ve ithalat konteynerlerinin liman sonrası nihai adreslerine ulaştırılması süreçlerini daha entegre hale getirmeyi hedefliyor.
Bu kapsamda ilk etapta 7 çekici ve 10 dorse devreye alındı. Yatırımın ikinci fazında filonun 20 çekici ve 25 konteyner dorseye çıkarılması planlanıyor.
Karbon yönetimi dijital altyapıya taşındı
Kıta Logistics, operasyonel yatırımlarının yanı sıra karbon ayak izi ve sera gazı emisyonlarının ölçüm ve raporlanmasını dijital altyapıya taşıdı.
İzmir Teknopark merkezli yerli teknoloji firması Carbon Emit ile yapılan iş birliği kapsamında karbon verilerinin sürekli, izlenebilir ve detaylı şekilde yönetilmesi hedefleniyor.
Şirket, bu dönüşümle manuel süreçlere kıyasla yüzde 50 oranında zaman tasarrufu sağlamayı; veri doğruluğunda iyileşme ve izlenebilirlikte yüzde 50’nin üzerinde artış elde etmeyi öngörüyor.
CBAM uyumu için altyapı güçleniyor
Kıta Logistics, karbon yönetimini yalnızca raporlama süreci olarak değil; operasyonel şeffaflık, verimlilik ve stratejik karar alma süreçlerinin parçası olarak konumlandırıyor.
Şirket, bu yatırımla Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması gibi düzenlemelere uyum konusunda daha güçlü bir altyapı oluşturmayı amaçlıyor.
Kıta Logistics Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Eldener, lojistik sektörünün savaşlar, bölgesel gerilimler ve ekonomik dalgalanmalarla daha kırılgan hale geldiğini belirterek, müşterilerin en fazla süreklilik ve güven ihtiyacı duyduğunu söyledi.
Kıta Logistics Antrepolar ve Yurtiçi Lojistik Genel Müdürü Bilal Yurttaş ise yeni yatırımın liman, depo ve taşıma süreçlerini daha uyumlu hale getirdiğini, bunun da iş ortakları açısından daha öngörülebilir ve sürdürülebilir bir operasyon anlamına geldiğini ifade etti.