LM Wind, TPI Composites ve Aero Rüzgar’ın kapanışlarıyla kanat üretiminde zor bir dönem geçiren İzmir, Nisan başında Nordex’in üretime başlamasıyla yeniden ivme kazandı. Goldwind, Enercon, Dongfang gibi firmaların da kanat üretimi için şehirdeki girişimleri, İzmir’i yeniden kanatlandırıyor.
Türkiye rüzgar enerjisi sektöründe kanat üretiminde 2024 yılında LM Wind ile başlayan kayıp, 2025 yılının ortalarında TPI Composites’in iki üretim tesisini de kapatmasıyla devam etmişti. O tarihten geçtiğimiz aya kadar tek firma ile sürdürülen üretim, son olarak Enercon bünyesinde faaliyet gösteren Aero Rüzgar’ın da 2026’nın Mart ayında üretim faaliyetlerine son vermesi ile türbin kanadı üretimini sıfır noktasına getirmişti.
İçinde bulunduğumuz ayın başında İzmir Serbest Bölgesi’nde yer alan ve Avrupa’nın en büyük kanat üretim tesisi olan eski TPI fabrikasında kanat üretimine başlayan Nordex, İzmir’deki kanat üretimine yeniden hayat verdi. Böylece rüzgar enerjisinde kaybettiği kümelenme ivmesini yeniden kazanmaya başlayan İzmir’de, son iki yılda türbin kanadı üreten 4 fabrikanın kapanmasıyla bozulan moraller yerine gelmeye başladı.
Nordex başladı; Goldwind, Enercon, Dongfang sırada
Uzun yıllardır Türkiye’de rüzgâr enerjisi yatırımcılarına santraller kuran Alman sermayeli Nordex, İzmir Serbest Bölgesi’nde yer alan ve Avrupa’nın en büyük kanat üretim tesisi olan eski TPI fabrikasında Nisan ayından itibaren kanat üretimine başladı. Çin sermayeli Goldwind, geçen yıl iflas eden TPI’ın Çiğli Sasalı’da yer alan fabrikasını kiralamak için gün sayıyor. Bergama OSB’de kapanan LM Wind Power fabrikasını ise Enercon firması yeni üretim üssü olarak belirlemiş durumda. Bir diğer Çinli rüzgâr enerjisi devi Dongfang’ın yatırım yeri seçenekleri arasında ise mukayeseli üstünlükleri ile İzmir öne çıkıyor.
Rüzgar enerjisinin başkenti
Kentteki rüzgar enerjisi yatırımlarını değerlendiren Enerji Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (ENSİA) Yönetim Kurulu Başkanı Elvan Aygün Anbar, kapanan fabrikalar nedeniyle bozulan morallerin yeniden düzelmeye başladığını belirtti. Kentin sadece kümelenme başarısıyla değil, 2 bin 307 MW’a ulaşan rüzgar enerjisi kurulu gücü ile de ‘Türkiye’nin rüzgâr başkenti’ olduğunu hatırlatan Anbar, 30 yıldır ilmek ilmek örülen bu başarının zarar görmemesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin rüzgar enerjisinde iddialı hedefleri olduğunu kaydeden Anbar, bugün 16 bin MW seviyesinde olan kurulu gücün 2035 sonunda yaklaşık 3 kat artarak 45 bin MW’a ulaşacağını hatırlattı. Bu büyümenin, ekipman üretiminde yerli üretimle desteklenmesinin önemine dikkat çeken Anbar, kanat üretiminin sadece yaratılan katma değer boyutuyla değil, Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) yarışmaları ile sektöre yatırım yapan ve kamuya yerlilik oranı taahhüdünde bulunan şirketler için stratejik önemde olduğunu vurguladı.
Nitelikli iş gücü de İzmir’de
Sektörün gelişim sürecinde ve rekabetçi yapıya kavuşmasında türbin üreticilerinin belirleyici rol oynadıklarına işaret eden Elvan Aygün Anbar, şu değerlendirmeyi yaptı: “Biri üretime başlayan, ikisi de üretim için gün sayan kanat fabrikaları, türbin kanadı üretimi için özel olarak tasarlanmış tesislerdi. Başka bir sektörün üretim yapması için uygun değillerdi. Adeta milli servet niteliğinde olan fabrikaların aynı amaca hizmet etmesiyle yatırımcılar ciddi bir zaman kaybından kurtulmuş olacak. İzmir ayrıca bu alanda nitelikli işgücünü uzun yıllardır barındıran ve yetiştiren bir şehir. Yani üreticileri bu yönüyle de sürece daha avantajlı başlayacaklar. İhracat potansiyeli olan üretimler için de coğrafi konumu ve güçlü liman altyapısı ile İzmir, yatırımcılar için her daim cazibe merkezi olan bir şehirdir.”
“İş gücü maliyetinde AB’nin üstündeyiz”
Emek yoğun olan rüzgar türbin kanadı üretimi yapan firmaların kapanmaları ya da Türkiye’den ayrılmalarında en önemli nedenin yüksek iş gücü maliyetleri olduğunu anımsatan ENSİA Başkanı Elvan Aygün Anbar, “Ülkemizde finansman kaynaklarına erişim çok zor ve oldukça pahalı. Faizlerin bu kadar yüksek olduğu bir düzlemde yatırımcılar çok daha az risk alıyor. Döviz bazında işçilik maliyetlerimiz, çoğu AB ülkesinden daha yüksek ve bu durum yatırımcıyı etkiliyor. Türkiye bu endüstriyi büyük emeklerle kazanmış bir ülke. Sadece ülkemiz için değil, yakın coğrafyamız için ve sıfır noktasında olduğumuz deniz üstü (offshore) türbin kanatları için de önemli bir üretim ve ihracat potansiyeline sahibiz. Bu fırsatları değerlendirirken aynı sanayi altyapısını ve iş gücünü kullanmak durumunda olacağız. Korumanın kaybetmekten daha zor olduğunu hiç aklımızdan çıkarmamak gerekiyor” diye ekledi.