EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz, yenilenebilir hibrit yatırımların yaklaşık 4 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını açıkladı. Yardımcı kaynak dağılımında rüzgar için tahsis edilen kapasite 2.598 MW olurken, rüzgar santrallerinde devreye alınan hibrit kapasite 1.182 MW’a ulaştı.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) Başkanı Mustafa Yılmaz, Antalya’da düzenlenen Enerji Piyasalarında Regülasyon ve Rekabet Zirvesi’nde yaptığı açıklamada, Türkiye’de yenilenebilir hibrit yatırımlar için toplam kapasitenin 5 bin MW’ı aştığını söyledi. Yılmaz, bu kapasitenin yaklaşık 4 milyar dolarlık yatırım büyüklüğüne karşılık geldiğini belirtti.
Hibrit güneş santrallerinin yardımcı kaynak dağılımında rüzgar için 2.598 MW kapasite tahsis edildi. Aynı dağılımda termik santraller için 1.059 MW, hidrolik santraller için 905 MW, biyokütle tesisleri için 470 MW ve jeotermal santraller için 150 MW kapasite yer aldı.
Rüzgar santrallerinde 1.182 MW hibrit kapasite devreye alındı
Rüzgar santrallerinde devreye alınan hibrit kapasite 1.182 MW’a ulaştı. Devreye alınan hibrit kapasite kapsamında hidrolik santrallerde 237 MW, termik santrallerde 221 MW, biyokütle tesislerinde 119 MW ve jeotermal santrallerde 26 MW kapasite işletmeye alındı.
Bu tablo, hibrit yatırımlarda rüzgarın hem yardımcı kaynak tahsislerinde hem de devreye alınan kapasite tarafında önemli bir başlık haline geldiğini gösterdi.
Hibrit model mevcut santral altyapısını daha verimli kullanıyor
Hibrit enerji yatırımları, mevcut bir enerji üretim tesisine farklı bir kaynağın eklenmesiyle oluşan üretim modelini ifade ediyor. Bu modelde örneğin bir rüzgar enerji santralinin sahasına güneş enerjisi kapasitesi eklenerek mevcut bağlantı altyapısı daha verimli kullanılabiliyor.
Yılmaz, 1.500 MW’lık yeni hibrit kapasite tahsisi yapıldığını da açıkladı. Gerekli izin süreçlerinde aksama yaşanmaması halinde bu kapasitenin 2-3 yıl içinde sahaya yansıması bekleniyor.
Türkiye’de hibrit yatırımların büyümesi, yenilenebilir enerji santrallerinde kaynak çeşitliliğini artırırken mevcut bağlantı kapasitelerinin daha etkin kullanılmasına da imkan tanıyor. Özellikle rüzgar ve güneşin birlikte kullanıldığı hibrit modeller, yenilenebilir enerji üretiminde daha dengeli bir üretim profili oluşturma potansiyeliyle öne çıkıyor.