HESİAD tarafından hazırlatılan teknik rapor, yeterli depolama kapasitesi oluşturulmaması halinde rüzgar ve güneş üretiminin 2040’ta yüzde 26,5’inin sistem tarafından doğrudan kullanılamayabileceğini ortaya koydu. Raporda, Türkiye’nin pompaj depolamalı HES yatırımları için vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerektiği vurgulandı.
Hidroelektrik Santralleri Sanayi İş İnsanları Derneği (HESİAD), Türkiye’nin uzun süreli enerji depolama ihtiyacını ve pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerin (PHES) bu alanda üstlenebileceği rolü inceleyen “Pompaj Depolamalı Hidroelektrik Santraller Teknik Raporu”nu kamuoyuyla paylaştı.
Elektrik Elektronik Yüksek Mühendisi Nurhan Ozan tarafından hazırlanan raporda, Türkiye’nin artan rüzgar ve güneş enerjisi kapasitesinin büyük ölçekli depolama yatırımları ve daha esnek bir elektrik sistemiyle desteklenmesi gerektiğine dikkat çekildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının hedeflerine göre Türkiye’nin rüzgar ve güneş enerjisi kurulu gücünün 2035’e kadar toplam 120 GW’a çıkarılması planlanıyor.
Rapora göre değişken kaynaklara dayalı üretimdeki artış, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında gündüz saatlerinde üretim fazlasına, akşam saatlerinde ise hızlı net yük artışına neden olacak. Bu durum, üretilen elektriğin ihtiyaç duyulan saatlere taşınmasını sağlayacak depolama sistemlerinin önemini artıracak.
2040’ta 57,38 TWh üretim değerlendirilemeyebilir
Raporda yer alan projeksiyonlara göre, herhangi bir batarya veya pompaj depolamalı HES kapasitesinin bulunmaması halinde toplam rüzgar ve güneş üretiminin 2030’da yaklaşık yüzde 7,8’i sistem tarafından doğrudan kullanılamayabilir.
Bu oranın 2035’te yüzde 16,2’ye, 2040’ta ise yüzde 26,5’e ulaşabileceği hesaplanıyor. Kullanılamayan üretim miktarının 2040 itibarıyla yaklaşık 57,38 TWh seviyesine çıkabileceği öngörülüyor.
HESİAD Başkanı Elvan Tuğsuz Güven, Türkiye’de halen planlama veya işletme aşamasında pompaj depolamalı bir hidroelektrik santral bulunmadığını belirtti. PHES projelerinde ön fizibiliteden ticari işletmeye kadar geçen sürenin ortalama 8-10 yılı bulabildiğine işaret eden Güven, Türkiye’nin ilk projelerini 2030’ların başında devreye almak için bugünden çalışmalara başlaması gerektiğini ifade etti.
Batarya ve pompaj depolamalı HES birbirini tamamlayacak
Raporda, batarya sistemleriyle pompaj depolamalı HES’lerin birbirinin alternatifi olmadığı, elektrik sisteminin farklı ihtiyaçlarını karşılayan tamamlayıcı teknolojiler olarak planlanması gerektiği belirtildi.
Bataryaların hızlı tepki, frekans kontrolü, kısa süreli rampalama ve 1-4 saatlik enerji kaydırma ihtiyaçlarında öne çıktığı; PHES’lerin ise özellikle 8-12 saat ve üzerindeki uzun süreli depolama ihtiyacının karşılanmasında önemli rol oynayabileceği kaydedildi.
Türkiye için önerilen bütünleşik depolama portföyünde, 2030 itibarıyla 15 GW gücünde bir saatlik batarya kapasitesinin yanında 4 GW gücünde sekiz saatlik PHES kapasitesine ihtiyaç duyulacağı hesaplandı. PHES kapasitesi ihtiyacının 2035’te 10,4 GW’a, 2040’ta ise 16 GW’a ulaşabileceği öngörüldü.
Pompaj depolamalı HES’lerin yalnızca üretim fazlasını depolamakla kalmadığı; akşam saatlerindeki puant talebin karşılanması, yenilenebilir enerji kısıntılarının azaltılması, frekans kontrolü, rezerv sağlanması, hızlı rampalama, gerilim desteği, sistem ataleti ve elektrik kesintisi sonrasında şebekenin yeniden devreye alınması gibi hizmetler sağlayabildiği vurgulandı.
PHES yatırımları için yeni gelir modeli önerisi
Teknik raporda, PHES yatırımlarının yalnızca elektriğin ucuz olduğu saatlerde enerji alıp fiyatların yükseldiği saatlerde satış yapılmasına dayanan piyasa modeliyle finanse edilmesinin güç olduğu belirtildi.
Projelerin ekonomik açıdan uygulanabilir hale gelmesi için PHES’lerin elektrik sistemine sağladığı depolama, esneklik, kapasite ve yan hizmetlerin de gelir mekanizmalarına dahil edilmesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca tesislerin pompalama sırasında tüketici, üretim sırasında ise üretici olarak iki yönlü sistem kullanım bedeline tabi tutulmasının yatırım ekonomisini olumsuz etkilediğine dikkat çekildi.
Raporda depolama amacıyla kullanılan elektriğe özel tarife uygulanması, sistem kullanım bedellerinin yeniden düzenlenmesi ve uzun dönemli kapasite veya sistem hizmeti sözleşmelerinin geliştirilmesi önerildi.
HESİAD, uygun PHES sahalarının belirlenmesi, fizibilite çalışmalarının başlatılması, şebeke bağlantı noktalarının planlanması ve yatırımcılar açısından öngörülebilir bir gelir modelinin oluşturulması için Türkiye’nin vakit kaybetmeden harekete geçmesi gerektiğini bildirdi.