GÜYAD Başkanı Cem Özkök, Türkiye’nin 2035 yılı için belirlenen 120 GW’lık rüzgar ve güneş hedefine ulaşabileceğini belirterek, yeni dönemde yalnızca kurulu güç artışının yeterli olmadığını; üretim, tüketim, iletim hatları, depolama, fiyat sinyali, yerli üretim ve finansman başlıklarının birlikte planlanması gerektiğini söyledi.
Enerji Yatırımcıları Derneği GÜYAD, İstanbul’da enerji editörleriyle bir basın toplantısı düzenledi. GÜYAD Başkanı Cem Özkök’ün ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya Astronergy Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Kaya, Mogan Enerji Yatırım Holding CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Karaduman, Sanko Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Ziya Erdem, Altek Alarko Genel Müdürü Hakan Aytekin, Enerjisa Üretim CEO Danışmanı Emre Ercan, Akfen Holding Genel Müdür Yardımcısı Kürşat Tezkan, İş Enerji Genel Müdür Yardımcısı Emre Okuyan ve Borusan EnBW Enerji Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Yeğin katıldı.
Türkiye elektrik piyasasının yenilenebilir enerji kapasitesindeki hızlı artış, değişen tüketim profili, depolama ihtiyacı ve iletim altyapısı bakımından yeni bir döneme girdiğinin vurgulandığı toplantıda, “Türkiye enerji piyasası gerçek fiyat, güçlü şebeke ve yatırım güveni üzerinde yükselecektir. Sektörde piyasa takas fiyatları için taban ve tavan fiyat aralıklarının genişletilmesinde büyük fayda görüyoruz” mesajı öne çıktı.
İstanbul’da 11 Haziran’da düzenlenen toplantıda konuşan GÜYAD Başkanı Cem Özkök, Türkiye’nin yenilenebilir enerjideki artış ve buna bağlı olarak düşen petrol ve doğal gaz ithalatı sayesinde 1,8 milyar dolarlık tasarruf sağladığını hatırlattı. Özkök, 2035 yılı için belirlenen 120 GW’lık rüzgar ve güneş hedefine ulaşılmasını mümkün gördüklerini belirterek, bu hedeflere erişimde en kritik noktalardan birinin altyapı ve iletim hattı yatırımları olduğunu vurguladı.

“Ancak bu dönemde yalnızca daha fazla kurulu güç oluşturmak yeterli değil” diyen Özkök, “Üretim, tüketim, iletim hatları, depolama, baz yük, fiyat sinyali, yerli üretim ve finansman konuları birlikte planlanmalı. Düşük elektrik fiyatları sanayi ve vatandaş açısından kısa vadede olumlu sonuç yaratıyorsa da fiyatların uzun süre düşük, sıfır veya tavan seviyelerde oluşması, piyasanın sağlıklı işlemediğine işaret eder. Bizim istediğimiz şey elektrik piyasasında hedef fiyatın düşük veya yüksek olması değil, gerçek olmasıdır” ifadelerini kullandı.
Enerji depolama konusunun da altını çizen Özkök, artık depolamasız GES ve RES yatırımı yapılmayacağını, ayrıca HES’lerde de depolamanın çok önemli olduğunu belirtti.
Toplantıda konuşan Enerjisa Üretim CEO Danışmanı Emre Ercan, fiyat oluşumlarının yapay müdahalelerle engellenmemesi gerektiğini ve serbest piyasa mekanizmasının önemine inandıklarını vurguladı. Ercan, “Fiyatların düşük olmasıyla ilgili bir sorunumuz yok. Bu, enerji yönetiminin bir başarısıdır. Ancak üretimin sürdürülebilirliği açısından fiyatların yükselmesi gerektiğinde de bunun önünde engel olmamalıdır. Türkiye’de her 5 saatin 1’inde tavan veya taban fiyatın oluşması piyasa fiyat mekanizmasını bozuyor. Biz bu yapıda yapay bir kısıt olmasını istemiyoruz. Fiyat, arz ve talebin kesiştiği noktada oluşmalı; bu durum hem yukarı hem aşağı yönlü olabilir. Bu yapıdan hem tüketici hem üretici fayda görecektir” dedi.
Ercan ayrıca, elektrifikasyonun önemine dikkat çekerek bunun yalnızca ulaşımda değil, konutların ısıtma ve soğutma sistemlerinde de kritik rol oynadığını, Avrupa ve Çin örneklerinin bu dönüşümü desteklediğini ifade etti.
GÜYAD Üyesi ve Sanko Enerji Yönetim Kurulu Üyesi Ziya Erdem, enerji sektörüne uzun vadeli yatırım yapan üreticilerin sürdürülebilir ve öngörülebilir bir piyasa yapısına ihtiyaç duyduğunu belirterek, destekten kastın herhangi bir ayrıcalık ya da avantaj sağlanması değil, yatırım ortamının sağlıklı şekilde devam edebilmesine imkan verecek koşulların oluşturulması olduğunu ifade etti.
Enerji yatırımlarının 10-15 yıllık perspektiflerle planlandığını hatırlatan Erdem, “Sektöre yatırım yapan şirketler olarak finansman yükümlülükleri dahil olmak üzere önemli taahhütler altındayız. Bu yatırımların sürdürülebilirliği için piyasa koşullarının öngörülebilir olması büyük önem taşıyor. Amaç, yatırımcıya ayrıcalık sağlamak değil; yatırımların devamlılığını ve sektörün sağlıklı gelişimini destekleyecek bir yapının korunmasıdır” dedi.
Hidroelektrik santrallerin son iki yılda karşı karşıya kaldığı zorluklara da dikkat çeken Erdem, 2025 yılının Türkiye’nin en kurak yıllarından biri olarak kayıtlara geçtiğini, buna bağlı olarak hidroelektrik üretimde ciddi sıkıntılar yaşandığını söyledi.
2026 yılında ise yağışların tarihi seviyelere ulaşmasına rağmen sektörün bu kez de düşük piyasa fiyatları nedeniyle farklı bir sorunla karşılaştığını belirten Erdem, “Normal şartlarda yağışlı bir yılda hidroelektrik santrallerin rahatlaması beklenir. Ancak bu kez de piyasa takas fiyatlarındaki ciddi gerileme nedeniyle sektör önemli ekonomik baskılarla karşı karşıya kaldı. Bu durum, hidroelektrik santrallerin yalnızca enerji üretim tesisi değil, aynı zamanda sistem güvenliği ve şebeke esnekliği açısından kritik bir dengeleyici unsur olduğunu bir kez daha ortaya koydu” değerlendirmesinde bulundu.
Enerji dönüşümünün hızlandığı mevcut dönemde hidroelektrik santrallerin stratejik öneminin daha da arttığını vurgulayan Erdem, yatırımcıların yeni yatırımlardan uzaklaşmasına neden olacak koşulların oluşmaması gerektiğini ifade etti.
Özellikle pompaj depolamalı hidroelektrik santrallerin Türkiye’nin enerji arz güvenliği, yenilenebilir enerji entegrasyonu ve depolama kapasitesinin artırılması açısından büyük fırsatlar sunduğunu belirten Erdem, bu projelerin önünün açılması ve ekonomik fizibilitelerinin desteklenmesinin Türkiye enerji sektörüne önemli katkılar sağlayacağını sözlerine ekledi.
“Depolama sisteme yük getirmez, sistemin yükünü alır”
Altek Alarko Genel Müdürü Hakan Aytekin de “Depolama sisteme yük getirmez, sistemin yükünü alır” mesajını verdi. Aytekin, depolama konusunun Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın son yıllarda ilan ettiği YEKA’larla ciddi bir ivme kazandığını belirtti.
Aytekin, ilan edilen 34 GW’lık depolamalı yenilenebilir santraller devreye girmeye başladıkça yenilenebilirin toplam elektrik üretimindeki payının da artmaya devam edeceğini kaydetti.
Gün içi fiyatların sıfır veya dağıtım/iletim bedelinin altında oluştuğu bugünlerde elektrik üreticilerinin daha uzun süreli depolama kapasitelerine ihtiyaç duyduğunu belirten Aytekin, dünyada yüzde 40 maliyet avantajı getiren 4. jenerasyon depolama teknolojilerinin üretilmeye başlandığını söyledi.
Aytekin, “Bugün itibarıyla 587 amper saatlik hücrelerle, 2 ve 4 saatlik depolama imkanları varken mevzuatımızın bu yönde revize edilerek, enerji yatırımcılarını 0,5C ve 0,25C çözümlere yönlendirmenin faydalı olacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.
Diğer yandan yerli batarya üretimini desteklemek üzere getirilen ilave gümrük vergileri ve gözetim uygulaması yürürlüğe girmesine rağmen iç talebi karşılayacak yerli üretimin henüz devreye alınamaması nedeniyle enerji yatırımcılarının batarya ithal etmek zorunda kaldığını ve ciddi maliyetlere katlandığını vurgulayan Aytekin, batarya teknolojilerine yatırım yapmak isteyen girişimlerin desteklenerek, HIT-30 teşvik mekanizması kapsamında yerli hücre ve batarya üretiminin hızlı şekilde devreye alınması gerektiğini belirtti.
Yapay zekada enerji talebi artıyor
Yapay zeka ve veri merkezleri kullanımı arttıkça enerji talebinin de ciddi oranda arttığını vurgulayan Astronergy Yönetim Kurulu Başkanı Ercüment Kaya, “Dublin’de tüketilen her 100 birim enerjinin 82’si veri merkezlerine gidiyor ve bu, İrlanda’nın toplam enerji tüketiminin yüzde 32’si” dedi.
Covid dönemindeki tedarik zinciri kırılmalarına atıfta bulunan Kaya, kamunun enerji tedarikinde benzer bir sıkıntı yaşamamak ve arz güvenliğini sağlamak için yerli üretim ve sanayiyi yerleştirdiğini, böylece enerji ithalatının önüne geçmeyi hedeflediğini söyledi.
Yatırımcı olarak bir projeyi hayata geçirmek için birçok kurumla koordinasyon içinde çalıştıklarını belirten Kaya, finansman süreçlerinde de öngörülebilirliğin önemli bir ihtiyaç olduğunu ifade etti. Kaya, “Gelir tablonuz güvenilirse finansal kaynağı en ucuz maliyetle elde edebiliyorsunuz” dedi. Kaya, gelen bir soru üzerine elektrik faturalarının oluşumlarındaki çok bileşenli yapıyı da toplantıda değerlendirdi.
Akfen Holding Genel Müdür Yardımcısı Kürşat Tezkan ise dünyadaki diğer ülkelere göre Türkiye’nin enerji depolama konusuna hızlı ayak uydurduğunu söyleyerek, “Türkiye’de enerji konusunda ihtiyaca göre kurumlar hızlı hareket ediyor. Ancak izin süreçleri sadece Enerji Bakanlığı ve EPDK tarafından yürütülmüyor, diğer bakanlık ve kurumlardan da bildiğiniz gibi izinlerin alınması gerekiyor. Ama bu, Avrupa’da da böyle” dedi.
Depolama sistemleri teknolojisinin çok yeni olduğunu, Avrupa’da bile çalışmalar başlatılmadan Türkiye’de depolama sistemleri olabilir mi diye çalışmaların başlatıldığını söyleyen Tezkan, kurumların gerekli talepleri alarak ve bu taleplere bağlı olarak projeleri başlattığını belirtti.
Tezkan, “Şu anda bu projelerin izin süreçleri devam ediyor. Belki Avrupa’da bile depolama sistemleri daha bu kadar planlanmamışken Türkiye’nin ihtiyaçları doğrultusunda çalışmalar zamanında başlatıldı” dedi. Bazı ülkelerin yalnızca tek bir yenilenebilir enerji kaynağına bağlı olarak üretim yaptığını belirten Tezkan, Türkiye’nin yenilenebilir alandaki kaynak çeşitliliğinin depolamada da fayda sağladığını dile getirdi.
Süper İzin Kanunu’nu da hatırlatan Tezkan, kanunun çıktığını, yönetmeliklerinin de hazırlandığını ve bunun ilgili izin süreçlerini daha da hızlandıracağına inandıklarını sözlerine ekledi.
Toplantıda konuşan Borusan EnBW Enerji Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Yeğin de Türkiye’nin son dönemde bölgede yaşanan krizlerden tedarik anlamında etkilenmeden, fiyat anlamında ise sınırlı etkilenerek yoluna devam edebildiğini belirterek, bunun temel nedeninin “bölgesel tedarik yaklaşımından küresel tedarik yaklaşımına geçilmiş olması” olduğunu vurguladı.
Bu yıl hidroelektrik üretimdeki artışın da Türkiye’nin elini rahatlattığını söyleyen Yeğin, Türkiye’nin artık “yeni bir enerji mimarisine” geçtiğini ifade etti. Bu mimarinin “elektrifikasyon” olduğunu söyleyen Yeğin, yenilenebilir enerji santrallerinin buna tam anlamıyla cevap verebilmek adına “sistemin ihtiyaç duymadığı anlarda üretimi depolayan, ihtiyaç anlarında da depoladığı enerjiyi sisteme verebilen esnek yapılara dönüşmesinin şart olduğunu” kaydetti.
Yeğin, yenilenebilir enerji yatırımlarının hızını kaybetmeden devam edebilmesindeki en büyük faktörün batarya yatırımlarının yatırım geri dönüşlerini alabilecek yapıda çalışabilmesi olduğunu belirtti. Bunun için enerji idaresinin elektrik sistemi altyapısının ve fiyat oluşum mekanizmalarının batarya yatırımlarına uygunluğunu gözetmesi ve gerektiğinde aksiyon alması gerektiğini söyleyen Yeğin, talep artışının yakın dönemde büyük ölçüde elektrikli araçlardan geleceğinin öngörüldüğünü, ancak bunların yanı sıra sanayi, veri merkezleri, yapay zeka ve yük taşımacılığı gibi alanlardan da talep artışı beklendiğini ekledi.
Toplantıda söz alan Mogan Enerji Yatırım Holding CEO’su ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ali Karaduman ise küresel ekonomideki dalgalanmaların farkında olmakla birlikte yerel bürokraside alınan bazı karar ve uygulamaların mevcut yükü hafifletmek yerine süreci daha da zorlaştırdığını dile getirdi.
Karaduman, “Enerji sektörü olarak beklentimiz bir ayrıcalık veya destek değildir. Temel talebimiz, piyasa gerçekleriyle uyuşmayan, sonradan devreye alınmış ve sektöre zarar veren bazı idari uygulamaların yeniden gözden geçirilerek düzeltilmesidir. Bu uygulamaların yarattığı olumsuz etkiler, elektrik üreticilerinin TEİAŞ, SGK ve vergi daireleri gibi kamu kurumlarına olan borç yükünün ciddi şekilde artmasından net bir şekilde görülmektedir. Sektörün sürdürülebilirliği için bu aksaklıkların acilen giderilmesi büyük önem taşımaktadır. YEKDEM sonrası dönem için özellikle jeotermal santrallerin çalıştıklarında zarar etmeyecek şekilde, yerli kömür santrallerinde olduğu gibi taban fiyat uygulaması getirilmesini talep ediyoruz. Ayrıca iletim hatlarına, orman izin bedellerine yapılan yüksek zamlar zaten sıkıntılı olan sektörü çok zorluyor, sürekli yönetmelik değişiklikleri de sektörü iyice sıkıntıya sokuyor. Kreditörler bütün bu gelişmeleri bildiği için de yeni yatırımlara kredi vermeye istekli olmuyorlar. Oluşan elektrik fiyatları ve bürokrasinin bu tutumundan dolayı yatırımlar yapılamıyor” ifadelerini kullandı.